İçeriğe geç

Kutsal metinler / Yoel

Yoel 2יואל ב

27 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.

1
תִּקְע֨וּ שׁוֹפָ֜ר בְּצִיּ֗וֹן וְהָרִ֙יעוּ֙ בְּהַ֣ר קָדְשִׁ֔י יִרְגְּז֕וּ כֹּ֖ל יֹשְׁבֵ֣י הָאָ֑רֶץ כִּי־בָ֥א יוֹם־יְהֹוָ֖ה כִּ֥י קָרֽוֹב׃
Tsiyon'da şofar çalın, kutsal dağımda alarm verin; ülkede yaşayanların hepsi titresin; çünkü Hashem'in günü geliyor, çünkü yakındır.
2
י֧וֹם חֹ֣שֶׁךְ וַאֲפֵלָ֗ה י֤וֹם עָנָן֙ וַעֲרָפֶ֔ל כְּשַׁ֖חַר פָּרֻ֣שׂ עַל־הֶהָרִ֑ים עַ֚ם רַ֣ב וְעָצ֔וּם כָּמֹ֗הוּ לֹ֤א נִֽהְיָה֙ מִן־הָ֣עוֹלָ֔ם וְאַֽחֲרָיו֙ לֹ֣א יוֹסֵ֔ף עַד־שְׁנֵ֖י דּ֥וֹר וָדֽוֹר׃
Karanlık ve kasvet günü, bulut ve koyu karanlık günü; dağların üzerine yayılmış şafak gibi büyük ve güçlü bir halk; benzeri hiç olmadı, kuşaklar boyu ondan sonra da olmayacak.
3
לְפָנָיו֙ אָ֣כְלָה אֵ֔שׁ וְאַחֲרָ֖יו תְּלַהֵ֣ט לֶהָבָ֑ה כְּגַן־עֵ֨דֶן הָאָ֜רֶץ לְפָנָ֗יו וְאַֽחֲרָיו֙ מִדְבַּ֣ר שְׁמָמָ֔ה וְגַם־פְּלֵיטָ֖ה לֹא־הָ֥יְתָה לּֽוֹ׃
Önünde ateş yiyip bitiriyor, ardında alev yakıyor; önünde ülke Eden bahçesi gibi, ardında ıssız bir çöl; ondan hiçbir şey kurtulmadı.
4
כְּמַרְאֵ֥ה סוּסִ֖ים מַרְאֵ֑הוּ וּכְפָרָשִׁ֖ים כֵּ֥ן יְרוּצֽוּן׃
Görünüşleri atların görünüşü gibidir; atlılar gibi koşuyorlar.
5
כְּק֣וֹל מַרְכָּב֗וֹת עַל־רָאשֵׁ֤י הֶהָרִים֙ יְרַקֵּד֔וּן כְּקוֹל֙ לַ֣הַב אֵ֔שׁ אֹכְלָ֖ה קָ֑שׁ כְּעַ֣ם עָצ֔וּם עֱר֖וּךְ מִלְחָמָֽה׃
Dağların tepelerinde savaş arabalarının gürültüsü gibi sıçrıyorlar; samanı yiyip bitiren alevin çıtırtısı gibi, savaş için dizilmiş güçlü bir halk gibi.
6
מִפָּנָ֖יו יָחִ֣ילוּ עַמִּ֑ים כָּל־פָּנִ֖ים קִבְּצ֥וּ פָארֽוּר׃
Önlerinde halklar titriyor, bütün yüzler kararıyor.
7
כְּגִבּוֹרִ֣ים יְרֻצ֔וּן כְּאַנְשֵׁ֥י מִלְחָמָ֖ה יַעֲל֣וּ חוֹמָ֑ה וְאִ֤ישׁ בִּדְרָכָיו֙ יֵֽלֵכ֔וּן וְלֹ֥א יְעַבְּט֖וּן אֹרְחוֹתָֽם׃
Yiğitler gibi koşuyor, savaşçılar gibi surlara tırmanıyorlar; her biri kendi yolunda yürüyor, yollarından sapmıyorlar.
8
וְאִ֤ישׁ אָחִיו֙ לֹ֣א יִדְחָק֔וּן גֶּ֥בֶר בִּמְסִלָּת֖וֹ יֵלֵכ֑וּן וּבְעַ֥ד הַשֶּׁ֛לַח יִפֹּ֖לוּ לֹ֥א יִבְצָֽעוּ׃
Birbirlerini itmiyorlar, her biri kendi yolunda yürüyor; silahların arasından düşseler bile yaralanmıyorlar.
9
בָּעִ֣יר יָשֹׁ֗קּוּ בַּֽחוֹמָה֙ יְרֻצ֔וּן בַּבָּתִּ֖ים יַעֲל֑וּ בְּעַ֧ד הַחַלּוֹנִ֛ים יָבֹ֖אוּ כַּגַּנָּֽב׃
Kente saldırıyor, surlarda koşuyor, evlere tırmanıyor, hırsız gibi pencerelerden giriyorlar.
10
לְפָנָיו֙ רָ֣גְזָה אֶ֔רֶץ רָעֲשׁ֖וּ שָׁמָ֑יִם שֶׁ֤מֶשׁ וְיָרֵ֙חַ֙ קָדָ֔רוּ וְכוֹכָבִ֖ים אָסְפ֥וּ נָגְהָֽם׃
Önlerinde yer sarsılıyor, gökler titriyor; güneş ve ay kararıyor, yıldızlar ışıklarını çekiyor.
11
וַיהֹוָ֗ה נָתַ֤ן קוֹלוֹ֙ לִפְנֵ֣י חֵיל֔וֹ כִּ֣י רַ֤ב מְאֹד֙ מַחֲנֵ֔הוּ כִּ֥י עָצ֖וּם עֹשֵׂ֣ה דְבָר֑וֹ כִּֽי־גָד֧וֹל יוֹם־יְהֹוָ֛ה וְנוֹרָ֥א מְאֹ֖ד וּמִ֥י יְכִילֶֽנּוּ׃
Hashem ordusunun önünde sesini yükseltiyor; çünkü ordugâhı çok büyüktür, sözünü yerine getiren güçlüdür; çünkü Hashem'in günü büyük ve çok korkunçtur; kim ona dayanabilir?
12
וְגַם־עַתָּה֙ נְאֻם־יְהֹוָ֔ה שֻׁ֥בוּ עָדַ֖י בְּכָל־לְבַבְכֶ֑ם וּבְצ֥וֹם וּבִבְכִ֖י וּבְמִסְפֵּֽד׃
"Şimdi bile," diyor Hashem, "bütün yüreğinizle, oruçla, ağlayarak ve yas tutarak Bana dönün."
13
וְקִרְע֤וּ לְבַבְכֶם֙ וְאַל־בִּגְדֵיכֶ֔ם וְשׁ֖וּבוּ אֶל־יְהֹוָ֣ה אֱלֹהֵיכֶ֑ם כִּֽי־חַנּ֤וּן וְרַחוּם֙ ה֔וּא אֶ֤רֶךְ אַפַּ֙יִם֙ וְרַב־חֶ֔סֶד וְנִחָ֖ם עַל־הָרָעָֽה׃
Giysilerinizi değil, yüreklerinizi yırtın; Elokim'iniz Hashem'e dönün; çünkü O lütufkâr ve merhametlidir, öfkesi geç, sevgi dolu iyiliği boldur ve kötülükten vazgeçer.
14
מִ֥י יוֹדֵ֖עַ יָשׁ֣וּב וְנִחָ֑ם וְהִשְׁאִ֤יר אַחֲרָיו֙ בְּרָכָ֔ה מִנְחָ֣ה וָנֶ֔סֶךְ לַיהֹוָ֖ה אֱלֹהֵיכֶֽם׃
Kim bilir, belki döner, vazgeçer ve ardında bir bereket, Elokim'iniz Hashem için un sunusu ve dökme sunu bırakır.
15
תִּקְע֥וּ שׁוֹפָ֖ר בְּצִיּ֑וֹן קַדְּשׁוּ־צ֖וֹם קִרְא֥וּ עֲצָרָֽה׃
Tsiyon'da şofar çalın, oruç ilan edin, kutsal bir toplantı çağırın.
16
אִסְפוּ־עָ֞ם קַדְּשׁ֤וּ קָהָל֙ קִבְצ֣וּ זְקֵנִ֔ים אִסְפוּ֙ עֽוֹלָלִ֔ים וְיֹנְקֵ֖י שָׁדָ֑יִם יֵצֵ֤א חָתָן֙ מֵֽחֶדְר֔וֹ וְכַלָּ֖ה מֵחֻפָּתָֽהּ׃
Halkı toplayın, topluluğu kutsayın, yaşlıları bir araya getirin; çocukları ve meme emen bebekleri toplayın; güvey odasından, gelin gerdeğinden çıksın.
17
בֵּ֤ין הָאוּלָם֙ וְלַמִּזְבֵּ֔חַ יִבְכּוּ֙ הַכֹּ֣הֲנִ֔ים מְשָׁרְתֵ֖י יְהֹוָ֑ה וְֽיֹאמְר֞וּ ח֧וּסָה יְהֹוָ֣ה עַל־עַמֶּ֗ךָ וְאַל־תִּתֵּ֨ן נַחֲלָתְךָ֤ לְחֶרְפָּה֙ לִמְשָׁל־בָּ֣ם גּוֹיִ֔ם לָ֚מָּה יֹאמְר֣וּ בָעַמִּ֔ים אַיֵּ֖ה אֱלֹהֵיהֶֽם׃
Hashem'e hizmet eden kohenler eyvan ile mizbeah arasında ağlasın ve desinler: "Ey Hashem, halkına acı; mirasını utanca, ulusların onlara egemen olmasına bırakma; halklar arasında neden 'Onların Elokim'i nerede?' desinler?"
18
וַיְקַנֵּ֥א יְהֹוָ֖ה לְאַרְצ֑וֹ וַיַּחְמֹ֖ל עַל־עַמּֽוֹ׃
O zaman Hashem ülkesi için kıskanç oldu ve halkına acıdı.
19
וַיַּ֨עַן יְהֹוָ֜ה וַיֹּ֣אמֶר לְעַמּ֗וֹ הִנְנִ֨י שֹׁלֵ֤חַ לָכֶם֙ אֶת־הַדָּגָן֙ וְהַתִּיר֣וֹשׁ וְהַיִּצְהָ֔ר וּשְׂבַעְתֶּ֖ם אֹת֑וֹ וְלֹא־אֶתֵּ֨ן אֶתְכֶ֥ם ע֛וֹד חֶרְפָּ֖ה בַּגּוֹיִֽם׃
Hashem halkına yanıt verip dedi: "İşte size buğday, yeni şarap ve zeytinyağı gönderiyorum, onlara doyacaksınız; sizi artık uluslar arasında utanca bırakmayacağım.
20
וְֽאֶת־הַצְּפוֹנִ֞י אַרְחִ֣יק מֵעֲלֵיכֶ֗ם וְהִדַּחְתִּיו֮ אֶל־אֶ֣רֶץ צִיָּ֣ה וּשְׁמָמָה֒ אֶת־פָּנָ֗יו אֶל־הַיָּם֙ הַקַּדְמֹנִ֔י וְסֹפ֖וֹ אֶל־הַיָּ֣ם הָאַחֲר֑וֹן וְעָלָ֣ה בָאְשׁ֗וֹ וְתַ֙עַל֙ צַחֲנָת֔וֹ כִּ֥י הִגְדִּ֖יל לַעֲשֽׂוֹת׃
Kuzeyden geleni sizden uzaklaştıracağım, onu kurak ve ıssız bir ülkeye süreceğim; ön safını doğu denizine, arka safını batı denizine; kokusu yükselecek, pis kokusu çıkacak; çünkü büyük işler yapmaya kalkıştı."
21
אַל־תִּֽירְאִ֖י אֲדָמָ֑ה גִּ֣ילִי וּשְׂמָ֔חִי כִּֽי־הִגְדִּ֥יל יְהֹוָ֖ה לַעֲשֽׂוֹת׃
Korkma, ey toprak; sevin ve coş; çünkü Hashem büyük işler yaptı.
22
אַל־תִּֽירְאוּ֙ בַּהֲמ֣וֹת שָׂדַ֔י כִּ֥י דָשְׁא֖וּ נְא֣וֹת מִדְבָּ֑ר כִּי־עֵץ֙ נָשָׂ֣א פִרְי֔וֹ תְּאֵנָ֥ה וָגֶ֖פֶן נָתְנ֥וּ חֵילָֽם׃
Korkmayın, ey kır hayvanları; çünkü çölün otlakları yeşerdi; çünkü ağaç meyvesini veriyor, incir ağacı ve asma bolca ürün veriyor.
23
וּבְנֵ֣י צִיּ֗וֹן גִּ֤ילוּ וְשִׂמְחוּ֙ בַּיהֹוָ֣ה אֱלֹהֵיכֶ֔ם כִּֽי־נָתַ֥ן לָכֶ֛ם אֶת־הַמּוֹרֶ֖ה לִצְדָקָ֑ה וַיּ֣וֹרֶד לָכֶ֗ם גֶּ֛שֶׁם מוֹרֶ֥ה וּמַלְק֖וֹשׁ בָּרִאשֽׁוֹן׃
Ey Tsiyon oğulları, sevinin ve Elokim'iniz Hashem'de coşun; çünkü size ilk yağmuru ölçüsünce verdi; size yağmuru, ilk yağmuru ve son yağmuru önceden olduğu gibi yağdırdı.
24
וּמָלְא֥וּ הַגֳּרָנ֖וֹת בָּ֑ר וְהֵשִׁ֥יקוּ הַיְקָבִ֖ים תִּיר֥וֹשׁ וְיִצְהָֽר׃
Harmanlar tahılla dolacak, şarap tekneleri yeni şarap ve zeytinyağıyla taşacak.
25
וְשִׁלַּמְתִּ֤י לָכֶם֙ אֶת־הַשָּׁנִ֔ים אֲשֶׁר֙ אָכַ֣ל הָאַרְבֶּ֔ה הַיֶּ֖לֶק וְהֶחָסִ֣יל וְהַגָּזָ֑ם חֵילִי֙ הַגָּד֔וֹל אֲשֶׁ֥ר שִׁלַּ֖חְתִּי בָּכֶֽם׃
Size gönderdiğim büyük ordum olan göçmen çekirgenin, yalayıcı çekirgenin, kemirici çekirgenin ve kesici çekirgenin yediği yılların karşılığını ödeyeceğim.
26
וַאֲכַלְתֶּ֤ם אָכוֹל֙ וְשָׂב֔וֹעַ וְהִלַּלְתֶּ֗ם אֶת־שֵׁ֤ם יְהֹוָה֙ אֱלֹ֣הֵיכֶ֔ם אֲשֶׁר־עָשָׂ֥ה עִמָּכֶ֖ם לְהַפְלִ֑יא וְלֹא־יֵבֹ֥שׁוּ עַמִּ֖י לְעוֹלָֽם׃
Bol bol yiyip doyacaksınız, size harikalar yapan Elokim'iniz Hashem'in adını öveceksiniz; halkım sonsuza dek utanmayacak.
27
וִידַעְתֶּ֗ם כִּ֣י בְקֶ֤רֶב יִשְׂרָאֵל֙ אָ֔נִי וַאֲנִ֛י יְהֹוָ֥ה אֱלֹהֵיכֶ֖ם וְאֵ֣ין ע֑וֹד וְלֹא־יֵבֹ֥שׁוּ עַמִּ֖י לְעוֹלָֽם׃
İsrail'in ortasında olduğumu, Elokim'iniz Hashem'in Ben olduğumu ve başkası olmadığını bileceksiniz; halkım sonsuza dek utanmayacak.

‹ Önceki bölüm Sonraki bölüm ›