Zeharya 11זכריה יא
17 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.
1
פְּתַ֥ח לְבָנ֖וֹן דְּלָתֶ֑יךָ וְתֹאכַ֥ל אֵ֖שׁ בַּאֲרָזֶֽיךָ׃
Ey Levanon, kapılarını aç da ateş sedirlerini yiyip bitirsin.
2
הֵילֵ֤ל בְּרוֹשׁ֙ כִּֽי־נָ֣פַל אֶ֔רֶז אֲשֶׁ֥ר אַדִּרִ֖ים שֻׁדָּ֑דוּ הֵילִ֙ילוּ֙ אַלּוֹנֵ֣י בָשָׁ֔ן כִּ֥י יָרַ֖ד יַ֥עַר הַבָּצִֽיר׃
Ey servi, feryat et! Çünkü sedir düştü, görkemli ağaçlar yıkıldı; ey Başan meşeleri, feryat edin! Çünkü sık orman indi.
3
ק֚וֹל יִֽלְלַ֣ת הָרֹעִ֔ים כִּ֥י שֻׁדְּדָ֖ה אַדַּרְתָּ֑ם ק֚וֹל שַׁאֲגַ֣ת כְּפִירִ֔ים כִּ֥י שֻׁדַּ֖ד גְּא֥וֹן הַיַּרְדֵּֽן׃
Çobanların feryat sesi! Çünkü görkemleri yıkıldı. Genç aslanların kükreme sesi! Çünkü Yarden'in gururu yıkıldı.
4
כֹּ֥ה אָמַ֖ר יְהֹוָ֣ה אֱלֹהָ֑י רְעֵ֖ה אֶת־צֹ֥אן הַהֲרֵגָֽה׃
Elokim'im Hashem şöyle diyor: "Boğazlanacak sürüyü güt.
5
אֲשֶׁ֨ר קֹנֵיהֶ֤ן יַֽהַרְגֻן֙ וְלֹ֣א יֶאְשָׁ֔מוּ וּמֹכְרֵיהֶ֣ן יֹאמַ֔ר בָּר֥וּךְ יְהֹוָ֖ה וַאעְשִׁ֑ר וְרֹ֣עֵיהֶ֔ם לֹ֥א יַחְמ֖וֹל עֲלֵיהֶֽן׃
Onları satın alanlar onları öldürüyor ve suçlu sayılmıyorlar; onları satanlar 'Hashem'e övgüler olsun, zengin oldum' diyor; çobanları onlara acımıyor.
6
כִּ֠י לֹ֣א אֶחְמ֥וֹל ע֛וֹד עַל־יֹשְׁבֵ֥י הָאָ֖רֶץ נְאֻם־יְהֹוָ֑ה וְהִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י מַמְצִ֣יא אֶת־הָאָדָ֗ם אִ֤ישׁ בְּיַד־רֵעֵ֙הוּ֙ וּבְיַ֣ד מַלְכּ֔וֹ וְכִתְּתוּ֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א אַצִּ֖יל מִיָּדָֽם׃
Çünkü artık ülkede oturanlara acımayacağım, diyor Hashem; işte insanları her birini komşusunun ve kralının eline teslim edeceğim; ülkeyi ezecekler, onları ellerinden kurtarmayacağım."
7
וָֽאֶרְעֶה֙ אֶת־צֹ֣אן הַהֲרֵגָ֔ה לָכֵ֖ן עֲנִיֵּ֣י הַצֹּ֑אן וָאֶקַּֽח־לִ֞י שְׁנֵ֣י מַקְל֗וֹת לְאַחַ֞ד קָרָ֤אתִֽי נֹ֙עַם֙ וּלְאַחַד֙ קָרָ֣אתִי חֹֽבְלִ֔ים וָֽאֶרְעֶ֖ה אֶת־הַצֹּֽאן׃
Boğazlanacak sürüyü, gerçekten sürünün en düşkünlerini güttüm; kendime iki değnek aldım; birine No'am (Güzellik), öbürüne Hovlim (Birlik) adını verdim; sürüyü güttüm.
8
וָאַכְחִ֛ד אֶת־שְׁלֹ֥שֶׁת הָרֹעִ֖ים בְּיֶ֣רַח אֶחָ֑ד וַתִּקְצַ֤ר נַפְשִׁי֙ בָּהֶ֔ם וְגַם־נַפְשָׁ֖ם בָּחֲלָ֥ה בִֽי׃
Bir ayda üç çobanı yok ettim; canım onlardan bıktı, onların canı da benden tiksindi.
9
וָאֹמַ֕ר לֹ֥א אֶרְעֶ֖ה אֶתְכֶ֑ם הַמֵּתָ֣ה תָמ֗וּת וְהַנִּכְחֶ֙דֶת֙ תִּכָּחֵ֔ד וְהַ֨נִּשְׁאָר֔וֹת תֹּאכַ֕לְנָה אִשָּׁ֖ה אֶת־בְּשַׂ֥ר רְעוּתָֽהּ׃
Dedim: "Sizi gütmeyeceğim; ölecek olan ölsün, yok olacak olan yok olsun; geri kalanlar birbirinin etini yesin."
10
וָאֶקַּ֤ח אֶת־מַקְלִי֙ אֶת־נֹ֔עַם וָאֶגְדַּ֖ע אֹת֑וֹ לְהָפֵיר֙ אֶת־בְּרִיתִ֔י אֲשֶׁ֥ר כָּרַ֖תִּי אֶת־כָּל־הָעַמִּֽים׃
No'am değneğimi alıp kırdım; bütün halklarla kestiğim antlaşmamı bozmak için.
11
וַתֻּפַ֖ר בַּיּ֣וֹם הַה֑וּא וַיֵּדְע֨וּ כֵ֜ן עֲנִיֵּ֤י הַצֹּאן֙ הַשֹּׁמְרִ֣ים אֹתִ֔י כִּ֥י דְבַר־יְהֹוָ֖ה הֽוּא׃
O gün bozuldu; beni gözleyen sürünün düşkünleri bunun Hashem'in sözü olduğunu böylece bildiler.
12
וָאֹמַ֣ר אֲלֵיהֶ֗ם אִם־ט֧וֹב בְּעֵינֵיכֶ֛ם הָב֥וּ שְׂכָרִ֖י וְאִם־לֹ֣א ׀חֲדָ֑לוּ וַיִּשְׁקְל֥וּ אֶת־שְׂכָרִ֖י שְׁלֹשִׁ֥ים כָּֽסֶף׃
Onlara dedim: "Gözünüzde iyiyse ücretimi verin; değilse vermeyin." Ücretim olarak otuz gümüş tarttılar.
13
וַיֹּ֨אמֶר יְהֹוָ֜ה אֵלַ֗י הַשְׁלִיכֵ֙הוּ֙ אֶל־הַיּוֹצֵ֔ר אֶ֣דֶר הַיְקָ֔ר אֲשֶׁ֥ר יָקַ֖רְתִּי מֵעֲלֵיהֶ֑ם וָֽאֶקְחָה֙ שְׁלֹשִׁ֣ים הַכֶּ֔סֶף וָאַשְׁלִ֥יךְ אֹת֛וֹ בֵּ֥ית יְהֹוָ֖ה אֶל־הַיּוֹצֵֽר׃
Hashem bana dedi: "Onu hazineye (yaratıcıya) at; onların Beni değer biçtikleri o görkemli değer!" Otuz gümüşü alıp Hashem'in evinde hazineye attım.
14
וָֽאֶגְדַּע֙ אֶת־מַקְלִ֣י הַשֵּׁנִ֔י אֵ֖ת הַחֹֽבְלִ֑ים לְהָפֵר֙ אֶת־הָאַֽחֲוָ֔ה בֵּ֥ין יְהוּדָ֖ה וּבֵ֥ין יִשְׂרָאֵֽל׃
İkinci değneğim Hovlim'i kırdım; Yehuda ile İsrail arasındaki kardeşliği bozmak için.
15
וַיֹּ֥אמֶר יְהֹוָ֖ה אֵלָ֑י ע֣וֹד קַח־לְךָ֔ כְּלִ֖י רֹעֶ֥ה אֱוִלִֽי׃
Hashem bana dedi: "Kendine yine akılsız bir çobanın takımını al.
16
כִּ֣י הִנֵּֽה־אָנֹכִי֩ מֵקִ֨ים רֹעֶ֜ה בָּאָ֗רֶץ הַנִּכְחָד֤וֹת לֹֽא־יִפְקֹד֙ הַנַּ֣עַר לֹֽא־יְבַקֵּ֔שׁ וְהַנִּשְׁבֶּ֖רֶת לֹ֣א יְרַפֵּ֑א הַנִּצָּבָה֙ לֹ֣א יְכַלְכֵּ֔ל וּבְשַׂ֤ר הַבְּרִיאָה֙ יֹאכַ֔ל וּפַרְסֵיהֶ֖ן יְפָרֵֽק׃
Çünkü işte ülkede bir çoban çıkarıyorum; yok olanları aramayacak, genci aramayacak, kırılmışı iyileştirmeyecek, ayakta duranı beslemeyecek; besili olanın etini yiyecek, toynaklarını parçalayacak.
17
ה֣וֹי רֹעִ֤י הָאֱלִיל֙ עֹזְבִ֣י הַצֹּ֔אן חֶ֥רֶב עַל־זְרוֹע֖וֹ וְעַל־עֵ֣ין יְמִינ֑וֹ זְרֹעוֹ֙ יָב֣וֹשׁ תִּיבָ֔שׁ וְעֵ֥ין יְמִינ֖וֹ כָּהֹ֥ה תִכְהֶֽה׃
Vay sürüyü terk eden değersiz çobanın başına! Kılıç kolunun ve sağ gözünün üzerine gelsin; kolu tamamen kurusun, sağ gözü tamamen kararsın."